Onur Bayrak Yazıları

“Bozkır Çiçekleri” Hakkında Bir Not

             Roman okumakta zorlanıyorum artık. Hatta genel olarak kurgu okuyamıyorum. İnandırıcılık sorunu yaşıyorum herhalde. Ayrıca birkaç defa daha yazdığım gibi, türünün zirveleri olarak gördüğüm Gecenin Sonuna Yolculuk ve Karanlığın Yüreği’ni aşacak bir roman yazılamayacağı düşüncesinden kurtulamıyorum. Ancak bir istisnam var: Ankara Romanları. Rastladığım veya bir şekilde haberdar olduğum, mekânı Ankara olan tüm romanları okumaya çalışıyorum. Selçuk Baran’ın güzel isimli Bozkır Çiçekleri’nden de bir dost sayesinde haberdar olunca hemen bulup okudum. 1979 yılında Milliyet Yayınları Roman Yarışmasında mansiyon ödülü aldığını bildiğimiz kitabın ilk baskısı epey sonra, 1987 yılında yapılıyor. Bu ilginç kısma döneceğim.

            Ankara’yı sokak sokak bir mekân olarak kullanmaktansa, memur olan baş kahramanı Seyfi’nin gündelik yaşamı üzerinden boğucu bir atmosfer yaratmakta kullanmış Selçuk Baran. Güzel uygulanmış iyi bir fikir. Bu bir roman tanıtımı yazısı olmadığı için detaylandırmayacak olsam da, karakterlerin isimleri veya hikâyeleri üzerinden bölümlere ayrılmış olan kitabın “Seyfi” başlıklı ilk bölümü ve ”Nurten” başlıklı ikinci bölümünün şaşırtıcı derecede iyi ilerlediğini söyleyeyim. Karakterlerin “neden o hâllerde olduklarını” psikopatolojik detaylandırmalarla gayet iyi veriyor Baran. 1970’lerin son yıllarının siyasal ortamında bu denli bireysel bir tutumla karakter yaratmak takdire şayan. Oldukça yüksek bir gözlem ve de daha önemlisi sezgi gücü olduğunu anlamak zor değil Selçuk Baran’ın. Ne var ki ilerleyen bölümlerde romanın temposu düşüyor ve hikâye vasat bir şekilde nihayete eriyor.  Yine de Bozkır Çiçekleri’nin “piyasada” dolaşan kendisinden daha ünlü ve de daha çok kıymet gören pek çok yerli romanın önünde olduğunu söylemek hakkaniyetli bir değerlendirme olur. Ayrıca kahramanlarımızın ferahlamak için Dikmen kırlarında dolaşmalarını ve yorulunca Dikmen çeşmelerinden su içmelerini okumak tuhaf geliyor insana.

            Gelelim 1979 yılına. Selim İleri’nin anılarında bahsettiğine göre, 1979’da, Milliyet Yayınları Roman yarışmasında iki roman ödülü paylaşır. Cevdet Bey ve Oğulları ile Issızlığın Ortasında. Jüride yer alan Selim İleri ve Hilmi Yavuz ise esasında Bozkır Çiçekleri’nin almasını isterler ödülü. Ne var ki Bozkır Çiçekleri’ni fazla kişisel ve “Freudyen” bulan Jüri Başkanı Orhan Hançerlioğlu’nu ikna edemezler. Onlar da son çare mansiyon ödülü verdirirler bu romana. Ama artık edebiyata küser Selçuk Baran. Romanı yayımlatmakla ilgilenmez. Ta ki 1987’de Selim İleri önayak olup da yayımlatmaya ikna edene kadar.

            Seyfi’nin bir tespitiyle bitirelim: “Ama bir yabancı olarak, yabancılığın getirdiği çaresizlikle uzak kalmak başka, insanları yeterince görüp tanıyıp, içli dışlı olduktan sonra, belki de salt bir değişiklik özlemiyle uzaktan bakmak başkaydı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir