Onur Bayrak Yazıları

Doktor Jivago ve Reşat Nuri Güntekin

Herkesin sürekli ve daima gündelik siyaset tartıştığı, insanların birbirlerinin desteklediği siyasi partileri tahmin etmeye çalıştıkları, siyasi partilerin “trend topic” olmak için çabaladığı ve bunu başarmakla övündükleri, ülkenin en ünlü insanlarının çeşitli popüler kültür figürleri değil de iktidar cenahından siyasetçiler ya da muhalefete mensup belediye başkanları olduğu bir toplum delirmiş midir?  Sosyal medyanın da etkisiyle, dindarlığı veya dindar olmamayı ya da inançsız olmayı ifade ve gösterme biçimlerinin iyiden iyiye ilgi budalalığı ve şov hâline dönüştüğü bir toplum delirmiş midir? Böyle bir toplum ve bu toplumu oluşturan bireyler ciddiye alınabilir mi?

Türkiye’de atmosfer kendini herhangi bir tarafa, klana, sınıfa, cemaate ye da cemiyete ait hissetmeyenler için giderek ağır bir hâl alıyor. Ben Türkiye’de ciddiye alınabilir bir sanat, kültür ve akademi ortamı olduğunu, “Türk Aydınları” diye bir kesimin var olduğunu düşünmüyorum.  Bu işlerle ilgilenenler veya hasbelkader bu ortamlarda bulunanlar da o büyük ve deliksiz siyasi atmosferin çeşitli önemsiz, birbirleri yerine kolaylıkla ikâme edilebilecek parçaları sadece. Herkes kendi klanında mutlu. Tıpkı siyasetçilerin nerede dururlarsa dursunlar, kendi bulundukları yerden, doğal olarak da memleketin bulunduğu yerden aslında memnun olmaları gibi. Şayet Türkiye’de gerçek bir sanatçı veya hakiki bir düşünür olsaydı, bu insanların sosyal medya ünlüsü olmaya çalıştıkları tweetleri değil, bu toplumu anlama çabası taşıyan derli toplu ve bütünlüklü çeşitli düşünceleri var olurdu. Şu ân elimizde ne var? Üniversite mi? Yazarlar mı? Düşünürler mi? Yoksa elimizde olan şeyin yekûnu özünde fiili veya potansiyel bir sosyal medya trolü mü?

Halkın nezdinde epeyce ünlü kitaplara sahip olan büyük romancımız Reşat Nuri Güntekin’in az bilinen bir romanı var: Kavak Yelleri. İlk defa 1950’de gazetede tefrika olarak yayımlanıyor. 1961 de ise kitap hâlinde basılıyor. Türkiye Notları dergisi için bu roman üzerine yazarken[1] o yazıda değinmediğim bir şeyi de buraya koyayım. Reşat Nuri Bey’in Cumhuriyet’in ilk yıllarında taşraya Doktor olarak gönderdiği Doktor Sabri’nin hikâyesini anlattığı Kavak Yelleri ile Boris Pasternak’ın büyük romanı Doktor Jivago (1957) arasında sadece roman kahramanlarının meslekleri bakımından değil, iki yazarın da kendi devlet ve toplumlarını deşmeleri bakımından da bir benzerlik var. Reşat Nuri Bey, 1922 yılında yazdığı ünlü romanı Çalıkuşu‘nda, Kavak Yelleri kahramanı Doktor Sabri gibi Anadolu halkını “ıslaha” giden Feride ile kıyaslanınca bu ıslahın imkânsızlığını ve bu “süper kahraman” figürünün insan dışılığını otuz sene sonra anlamış görünüyor. Bu da romanı daha kıymetli hâle getiriyor. Reşat Nuri Bey’in Batılılaşmanın başarıya ulaşacağına dair inancını kaybettiği bir dönemin ürünü olduğu çok açık Kavak Yelleri’nin. Ayrıca bu büyük yazarımızın, sadece kurtarıcı aydın tipinin imkânsızlığını anlamasıyla değil, toplum hakkındaki ümitsizliğiyle de karşıtı Çalıkuşu’nun. Tezlerin, ideallerin ve ülkülerin tükendiği, ümitsiz bir roman Kavak Yelleri. Pasternak’ın ünlü romanının kahramanı Doktor Jivago, Doktor Sabri’ye göre hem çok daha büyük toplumsal olayların ve değişimlerin içinden geçiyor hem de bir şair olması sebebiyle sezgi gücü çok daha yüksek. Ancak Güntekin de Pasternak da özünde aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar: Devletlerinin şekillendirmeye çalıştığı toplumu ve düzeni anlamak ve anlatmak. Türkiye’de Cumhuriyet ve radikal batılılaşma hamleleri, Rusya’da Bolşevik Devrim ve bunun toplumsal düzen ve yaşam üzerindeki etkileri.

Doktor Jivago rolünde Ömer Şerif (1965)

Yüksek bir gözlem ve sezgi gücü olduğunu düşündüğüm, kendi toplumunu tanıma ve bunu anlatabilme yeteneği bakımından dünya çapında olduğuna inandığım Reşat Nuri Güntekin ile büyük şair Boris Pasternak yer değiştirip de birbirlerinin coğrafyalarında doğsalardı da bir şekilde benzer mevzuları deşeceklerdi demek ki. Gözlem ve sezgi gücü olarak büyük aydın kafası, anlatma yetenek ve cesareti bakımından büyük sanatçı namusu taşıyordu ikisi de.

Gündelik siyaset bataklığında delirip delirmediği henüz belli olmayan, inançlarını da inançsızlığını da başkalarına göstermek için yaşayan bugünkü toplumumuzu anlatacak cesaret ve yetenekte birileri çıkacak mı?  Bu anlatının kendi politik cemaatlerinin huzurlu gölgelerinde yaşayıp giden ve beğenmedikleri veya hayranı göründükleri bu toplumun olası “delirmişliği” dışında olmadıklarının farkına dahi varmaktan aciz küçük yazarlardan gelmeyeceği kesin.


[1] “En İyi Kasaba Romanımız: Kavak Yelleri”, Türkiye Notları dergisi, Ocak-Şubat 2021, sayı:16

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir